yeni_kesilmis_cimen

Biçilmiş Çim Kokusu - Bir Yardım Çığlığı

in İlginç

Biçilmiş çim kokusunun, bitkinin sıkıntıda olduğunu belirten bir gösterge olduğu geçmişte yapılan araştırmalarda görülmüştü. Ancak yakın zamanda yapılan araştırmalar, bu aromanın yararlı böceklere gönderilen birer yardım çığlığı da olduğunu gösteriyor.

Teksas’ın College Station şehrindeki A&M Agrilife Research adlı araştırma kurumunda bitki patolojisti olarak görev yapan Dr. Michael Kolomiets şöyle diyor: “Bitkiler korunmaya ihtiyaç duyduklarında çevreye uçucu organik bileşenler salgılar. Bu bileşenler, yararlı parazitler tarafından, zararlı böceklerin üzerine larva bırakmak için bir yemek daveti olarak algılanır.”

Araştırma makalesi The Plant Journal dergisinde yayınlanan Kolomiets’e göre bu çalışma insanlarda, hayvanlarda ve bitkilerdeki farklılaşma süreçlerini düzenleyen ve büyük bir aileden oluşan yağ kaynaklı moleküler sinyallerin fonksiyonlarına odaklanarak ilerlerdi.
Bu sinyalleri daha iyi anlayabilmek adına Amerika Tarım Bakanlığı 2015 yılında Kolomiets’e bu sinyallerin kuraklığa karşı ne derece etkili olabileceğini araştırması için 490.000$ verdi.

Kolomiets, bitkilerdeki moleküler sinyallerin hayvanlardakine oranla daha az anlaşıldığının da altını çizdi.

“İnsanlar bu sinyallerin aktivitesini bastırmak için aspirin gibi bazı ilaçlar alıyorlar. Çünkü bu moleküllerin çok fazla üretilmesi baş ağrısı, vücut ağrıları gibi birçok farklı soruna yol açabiliyor” diyor Kolomiets. “ Bu, bitkiler tarafından üretilen metabolitler ile aynı grupta ama onlarla ilgili çok az şey biliyoruz.”

Yine de, saldırıldıkları zaman bitkilerin iletişime geçtiği biliniyor. Bu saldırı bir bahçıvanın makası da olabilir, istilacı bir böcek sürüsünün çeneleri de. Bitkilerin iletişim için kullandıkları yöntem, savunma proteinleri veya ikincil metabolitler üretmektir. Kolomiets’e göre buradaki amaç ya zararlı böcekleri kovmak ya da bitkinin kendisini daha az iştah açıcı hale getirmesidir. Bir sonraki adımda oluşan şey ise bilim adamlarının bir süredir çözmeye çalıştıkları bir konu.

Yağ asitlerinden elde edilen sinyal moleküllerinden en iyi tanımlanmış olanı jasmonik asittir. “Çünkü yasemin çiçeği (jasmine) tarafından üretilen bu asit, ilk yalıtılan uçucu.” diyor Kolomiets. Bitkilerde keşfedilen 600 oksilipin molekülünden biri olan jasmonik asidin birçok farklı fonksiyona sahip olduğu biliniyor. Yağ asitlerinden üretilen bir başka uçucu (volatil) grubu ise yeşil yapraklı uçucu bileşenleri.

Kolomiets ve takımı, bir böcek istilası esnasında bu bileşenlerin bitkide nasıl bir fonksiyon gösterdiğini test etmek için, biçilen çimlerin kesildiklerinde veya büküldüklerinde ürettikleri yeşil yapraklı uçucularını üretemeyen mutant (genetiği değişmiş) bir mısır bitkisi kullandılar.

Ve yararlı parazitlerin, yeşil yapraklı uçucularına sahip olmayan bitkilere dikkat etmediklerini gözlemlediler.

Kolomiets, “Bu moleküllerin aslında iki rolü var” diyor. “Birincisi, bitki üzerindeki zararlı böceğe karşı savunma birimlerini aktifleştiren jasmonate hormonunu etkin hale getirmek. Sonrasında bu molekül, uçucu olduğu için, yararlı parazitleri bitkiye çekiyor. Bu parazitler otçul böcekler tarafından çiğnenmekte olan bitkinin üzerine gelerek, kurtçukların üzerine yumurta bırakıyor.”

“Bu uçucuları kaldırdığınız zaman, bitki bir böcek tarafından yeşil yapraklarından bile yense, bitkinin yararlı parazitleri kendine çekemediğini ispatladık. Dolayısıyla bu uçucular parazitlerin cezbedilmesi için gerekli. Yeşil yapraklı uçucularının bu ikili fonksiyona sahip olduklarına genetik deliller getirdik. Bu uçucular hem bitkideki böcek öldürücü bileşenlerin üretimini aktifleştiriyor, hem de yararlı parazitlerin dikkatinin çekilmesini sağlayan yardım çağrıları göndererek dolaylı yoldan savunma sağlıyor.”

Kolomiets bu olguyu hem laboratuar ortamında hem de sahada test etti.

“Yapay böceklendirme yapmak zorunda kalmadık, çünkü bir sürü böceğimiz vardı,” diyor. “Yeterli böcek baskısı olduğu sürece saha koşullarında da bunun böyle olduğunu keşfettik; yeşil yapraklı uçucularına sahip olmadıklarında bitkiler böcek istilasına daha açık hale geliyor.”

Kolomiets araştırmasına jasmonatların ve yeşil yapraklı uçucularının etkisini sorgum gibi başka yeşil ekinlerin üzerinde de test ederek devam etmeyi ümit ediyor.

“Bu, buz dağının sadece görünen kısmı. Bu genin kuraklığa dayanıklılık gibi birçok farklı fizyolojik süreç için de gerekli olduğunu bulduk.” diyor ve ekliyor “Mutant bitkilerin böcek hasarına karşı savunmasız oldukları gibi kuraklığa karşı da daha güçsüz olduğunu gözlemledik. Yeşil yapraklı uçucularının kuraklık dayanımı üzerindeki fonksiyonunu ve nasıl işlediğini tanımlamaya çalışıyoruz.”

Bu bulguların kuraklığa ve böcek istilasına karşı daha dirençli türlerin yetiştirilebilmesi için üreticilere ve çiftçilere yardımcı olabileceğini vurguluyor Kolomiets.

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

*