smart_lens

Gözlerin Açılması: Star Trek’ten Tıp Bilmine

in Sağlık/Teknoloji

Star Trek (Uzay Yolu) evreni TV şovları ile başladı 1960'lı yıllardan itibaren izleyiciler yeni garip dünyalar keşfetmeye başlayabildi, yeni yaşam ve yeni medeniyetler araştırabildi ve ayak basılmamış yerlere cesurca gidebildiler. Bütün bunları oturma odası konforunda yaşadılar. Ama bir çıkmaz vardı. İzleyicilerin Star Trek evrenini tam olarak tecrübe edebilmeleri için şovu “izleyebilmeleri” gerekiyordu.

Görmek insanoğlunun baskın duyusu. Çoğu kişi dünya ile etkileşime geçebilmek için görüşe diğer tüm duyulardan daha bağımlıdır. Ama herkes görme duyusunu tam kapasite kullanamaz. 2014 yılında dünya genelinde yaklaşık 285 milyon kişide görme azlığı vardı. 4 milyonu Kanadalı olmak üzere 39 milyonu ise âma olarak nitelendiriliyordu. Ne mutlu ki modern tıp görüşü iyileştirmek ve belki de körlüğü yok etmek için yeni yollar buluyor.

Görme Azlığını Gidermek

Görme azlığı, körlükten çok daha yaygın bir sorun. Ancak British Columbia tarafından geliştirilmekte olan yeni teknoloji gözlük, kontakt lens veya lazer göz cerrahisine ihtiyaç duyan kişilere mükemmel bir görüş sağlayabilir.

Bir başka teknoloji ise biyonik lensler. Bunlar şeffaf esnek düğmelere benziyor ve her bir hastanın gözünün 3 boyutlu modeli temel alınarak ayrı ayrı hazırlanıyor. Yerleştirilen lensler göz içindeki kaslara bağlanıyor. Bu lensler aynı görüntüyü görmek için, gözünüzün doğal lensinin yüzde biri kadar enerjiye ihtiyaç duyuyor.

Bunların yanı sıra yaşlandıkça görme alanınız zayıflıyor. Sonuç olarak eninde sonunda katarakta yakalanabilirsiniz. Ama Ocumetic firmasının ürettiği bu biyonik lensler yaşamınız boyunca mükemmel görüşü sürdürebilmenizi sağlayabilir. Ve gözleriniz bozulan görüntüyü telafi etmek zorunda kalmayacağı için hiçbir zaman katarakta yakalanmazsınız. Klinik deneyler başladı, şirket bu ürünü 2018 yılında üretmeye başlamış olmayı ümit ediyor.

Gözlerin Açılması; Star Trek Stili

Geordi La Forge, Star Trek: The Next Generation ( Uzay Yolu: Yeni Nesil) filminin başmühendisi. Kör olarak dünyaya gelmişti ama giydiği bir vizör görmesine olanak sağladı. Sonrasında göz merceği implantları ise gözlerinin açılmasını sağladı. Bu her iki fikir de, görüşün zamanla bozulmasına yol açan tavuk karası (retinitis pigmentoza, gece körlüğü) isimli kalıtsal göz hastalığına şifa sunan yaratıcı tedavi yöntemleri.

Peki görme esnasında tam olarak ne oluyor? İlk olarak, ışık bir cisme çarpıp yansıyarak gözünüze erişiyor. Gelen ışık gözünüzdeki iki tip hücre tarafından algılanıyor: Çubuk ve koni hücreleri. Bu hücreler beyninize sinyal gönderiyor ve beyniniz bu bilgiyi yorumluyor. Birçok göz hastalığı çubuk ve koni hücrelerinin ölmeye başlaması ile ortaya çıkıyor. Bu durum beyne gönderilen sinyallerin zayıflamasına yol açıyor. Beyniniz bu sinyallere ulaşamazsa göremezsiniz.

Argus II Retina Protez Sistemi, biyonik bir göz gibi hareket eden implant, kamera ve vizör sistemlerinden oluşuyor. Biyonik göz, görüşün iyileşmesini veya gözlerin açılmasını sağlayan insan yapımı bir cihaz. İmplant gözümüzdeki ışık algılayan hücreleri aktifleştirmek için kameradan eriştiği bilgileri kullanıyor. Klinik deneyler esnasında Argus II giyen hastalar, daha önce yapamadıkları bir şeyi başardılar: hareketi algılıyorlardı.

Bu arada, Retina Implant AG şirketinin yarattığı bir cihaz, gözün içine yerleştirilen mini bir bilgisayar sistemi kullanıyor. Yerleştirilen bu implant 1500 ışık sensörü barındırıyor ve kulak arkasında bulunan bir cihaza bağlanıyor. Bu cihaz optik sinire, kullanıcısının şekilleri ve renkleri görebilmesini sağlayan elektrik pulsları (vuru) gönderiyor. Bu implantlar belki cam gibi bir görüntü sağlayamıyor. Ancak bu klinik çalışmanın katılımcıları ışığı algılayabiliyor ve hatta ışığın geldiği yeri tanımlayabiliyorlardı

Görmenin Parlak Geleceği

Görüşün iyileşmesini veya gözlerinin açılmasını sağlayacak teknoloji artık bir bilimkurgu fantezisi olmaktan çıktı. Star Trek’in görüşü iyileştirmeye yönelik kendi çağını aşan yöntemleri bile, bugün ulaşılabilir olan bazı teknolojilerin çok çok gerisinde kaldı. Öyle ümit ediyoruz ki, bir gün herkes görme duyusunu tam olarak kullanabilecek.

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

*